Akseki – Sarıhacılar

    Prof. Dr. Murad ÇANAKCI
    Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Makineleri ve Teknolojileri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi
    0

    Antalya ili gerek coğrafik, gerekse tarihi ve doğal özellikleri bakımından birçok farklı özelliği bünyesinde barındırmaktadır. Bu yazımız Antalya’nın özel bir köşesi olarak değerlendirdiğim eski bir yerleşim yeri ile ilgili olacak. Harita üzerinde Akseki, İbradı ve Gündoğmuş ilçelerini içine alan kuzeybatı kesimi, birçok özelliği ile diğer yörelerden ayrılmaktadır. Dağlık, ormanlık ve engebeli arazi yapısının hakim olduğu yörede, aynı zamanda Antalya’da nüfus yoğunluğunun en düşük olduğu yerleşim yerleri bulunmaktadır. Bununla birlikte yöre; doğal, tarihi ve folklorik özellikleri ile öne çıkmaktadır. Giden Gelmez Dağları, geyik avı hikâyeleri, kış döneminde Alacabel’de kar yağışı nedeni ile yolların kapanması, kaşıklı oyun havaları, düğmeli evler, serin yaylalar, kardelen çiçekleri, yörede doğmuş ve ülkemize önemli hizmetlerde bulunmuş tanınmış şahsiyetler, yapılan sosyal ve kültürel organizasyonlar vb. birçok konu, yöre ile ilgili yapılan özel sohbetleri süslemektedir.

    Bugün bahsetmek istediğim yer, Akseki ilçesi Sarıhacılar köyü. Büyükşehir yasası ile birlikte artık mahalle olarak tanımlansa da dil alışkanlığı ile birlikte köy demeye devam ettiğimiz yerlerden birisidir Sarıhacılar. İlk kez iki yıl önce bir gezi kapsamında gittiğimiz köyden herkes gibi ben de etkilenmiştim. Dağların arasında terk edilmiş görüntüsü vermekle birlikte yeniden canlanma belirtilerinin görüldüğü bir köy. Günümüz inşaat yapı elemanlarının kullanılmadığı, yörede bolca bulunan taşın ağaç malzeme ile desteklenerek yapıldığı, yöre sivil mimarisinin en güzel örneklerini yansıtan, kısmen ya da tamamen yıkılmış, onarılmaya çalışılan ve aslına uygun onarılmış düğmeli evler. Taş döşenmiş daracık sokaklar, kısa minareli tarihi cami, muhtar odası, bir evin köşesine gömülmüş iki katlı yıkılmakta olan bakkal ve sarnıçlar ilk aklıma gelenlerden. Köyü asıl önemli kılan, eski ticaret yollarının kesişim noktasında bulunması. Sahil bölgesini iç kesimlere bağlayan, ticaret ve ulaşım yollarının kesişim noktası. Ticaret yolu dediysek öyle geniş bir yol değil, yaklaşık 1-1,5 m genişliğinde taş döşenmiş, yük taşıyan hayvanların ilerleyebileceği, dağların arasından kıvrılarak giden bir yol. İşte Sarıhacılar, sahilden gelen yolun iç bölgelerde farklı yerlere gitmek için kollara ayrıldığı bir yerde kurulmuş. Kesişim noktası ve köyün civarındaki kervan yolları aslını koruyor. Dağların üzerinden izlediğinizde sesleri ile birlikte önce kervancı başı, ardından da yük taşıyan hayvanların hemen çıkıverecekmiş hissini veren bir manzara sizi yüzyıllar öncesine götürüyor. Yolun devam eden bölümünde yaklaşık 5 km’lik bir yürüyüşle bugün Akseki’ye kadar yürümek de mümkün.

    Rivayetlere göre köyün kuruluşu 800 yıl öncesine kadar gidiyor. Yolların kesişim noktasında olması nedeniyle asayiş sorunlarının yaşanması, zamanın idarecilerini, o bölgeye birkaç asker ailenin yerleştirilmesi kararını verdirmiş. Bu aileler köyün nüvesini oluşturmuş. Zamanla köy bir ticaret, ardından da bazı mallar için bir üretim yeri olmuş. Köyde her evde bir dokuma tezgâhının bulunduğu, -yeni nesiller bilmekte zorlanabilir- köyün önemli bir mest üretim merkezi olduğu, tuz ticaretinin yapıldığı, düğünler için etraftan alışveriş için gelinen bir yer olduğu anlatılmaktadır. Türklerin Anadolu’ya yerleşmesinden itibaren ağırlıklı meşgul olunan hayvancılık ve tarım dışındaki sektörlerin başlıca faaliyet alanı olması Sarıhacılar’ı farklı kılmaktadır.

    Karayollarının gelişmesi ve nakliyenin artık motorlu kara taşıtları ile yapılması, yöredeki ticaretin önemini azaltmış ve 1950’li yıllardan itibaren köy nüfusu azalmaya başlamış. Özellikle 1970’li ve 80’li yıllardan sonra köyde hayat bitme noktasına gelmiş. Bu dönemde köyde hiç yapılaşmanın olmaması ve insan eli değmemesi, köyün bugünkü görüntüsünün başlıca nedeni. Bugün iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar ailenin ikamet ettiği köyü özellikle yabancı turistler daha çok ziyaret ediyor.

    Köyün tekrar fark edilmeye başlaması çok değil, 15-20 yıl öncesine dayanıyor. Zaten birçok konuda da öyle değil mi? Kaybolan değerlerimizi tekrar keşfetmeye çalışmıyor muyuz? Artık geriye ne kaldıysa? Ne bulabilirsek? Sarıhacılar da öyle olmuş. Köydeki camide fahri imamlık yapan Muhammet Bey köye son dönemde ilk yerleşenlerden. Ardından yine yöre insanı Mustafa Bey de yerleşip, bir işletme ve bir müze kurarak köy için farkındalık çalışmalarına başlamış. Bu yaz köyü ziyaret ettiğimde, ana yoldan köye çıkılan yolunun asfalt olması, meydanın canlanması, daha çok ziyaretçi, restore edilen ev sayısındaki artış vb. iki yıl öncesine göre bazı gelişmelerin olduğu göze çarpıyordu. Bu süreçte, Antalya Valisi Sayın Münir KARALOĞLU’nun da destekleri köy için bir kazanç olmuş.

    Köşe yazılarında malum yerimiz sınırlı, ancak anlatılacak daha çok konu var Sarıhacılar ile ilgili. Bu özel yere uğramak ve bahsedilenleri yerinde görmek isterseniz, Antalya-Konya yolunda Akseki yol ayrımından 1,5 km önce sağa dönüp yaklaşık 2,5 km’lik asfalt yoldan sonra köye ulaşabilirsiniz. İki mezarlık arasındaki dar yoldan geçtikten sonra aracınızı park edip yürümek durumundasınız. Köy meydanında oturup cami ve muhtarlık odasının karşısında bir şeyler içmek, daracık sokaklarda yıkılmış evlerin arasından geçip kervan yolunda yürümek, dağ manzarası seyretmek, düğmeli evlerin detaylarını yerinde görmek, yöre yaşamını yansıtan etnoğrafya müzesini ziyaret etmek, yöresel lezzetlerden tatmak, tarihi camiyi ziyaret ederek ahşap işlemeciliğini, orijinal avizesini ve su tulumbasını incelemek isterseniz, bir de köy ile Osmanlı Sarayı arasındaki ilişkiyi merak ediyorsanız Sarıhacılar sizi bekliyor.

    CEVAP VER

    Please enter your comment!
    Please enter your name here