1 Haziran 2020, Pazartesi

İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Ayhan ile Röportaj

Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Ayhan ile iletişim fakültesi ve faaliyetleri hakkında konuştuk.

Öncelikle İletişim Fakültesi’nde kaç bölüm var, hangi bölümlerde eğitim veriliyor, uygulama alanı var mı, kısaca fakültenizi tanıtır mısınız?

2000 yılında eğitime başlayan Fakültemizde, şuan lisans ve lisansüstü olmak üzere yaklaşık 2.050 öğrencimiz ve Gazetecilik – Halkla İlişkiler ve Tanıtım – Radyo, Televizyon ve Sinema olmak üzere aktif üç bölüm ile eğitim öğretime devam ediyoruz. 2019-2020 yılında da Reklamcılık Bölümü açmayı planlıyoruz. Bunun yanında her bölüme ait uygulama atölyelerimiz var. Televizyonumuz Akün TV, radyomuz 91.3 Üniversite FM, dijital  gazeteye dönüştürmeyi  düşündüğümüz AKİL Haber Ajansı ve Halkla İlişkiler ve Reklam atölyeleriyle beraber uygulama atölyelerimiz yoğun olarak faaliyette. Atölyelerimizden gönüllük esasıyla tüm öğrencilerimiz yararlanabiliyor. Yeni Fakülte binamız mekan olarak daha uygun olduğu için çok sayıda öğrenci yararlanabiliyor tabii ki öğrencilerin kendi talebiyle dönem dönem artabiliyor ya da düşebiliyor sayılar.

Öğrencileriniz için pek çok uygulama alanınız mevcut yalnız sektör ancak çalışmaya başlanınca tanınıyor, bunun için öğrencilerinize staj yaptırıyor musunuz?

Öğrencilerimize staj yapmalarını muhakkak öneriyoruz. Öğrenciyken sektöre girmeleri hem çalışma şartlarını görmeleri hem ilgi ve yeneteklerini ölçmeleri hem de kendilerine bir hedef belirlemeleri açısından önemli. Bunun yanında pek çok iş imkanı da bu şekilde doğuyor öğrencilerimize. Öğrencilerimize stajı zorunlu tutmuyoruz, isteğe bağlı. Bizden isteyen olursa kurumlara yönlendirebiliyoruz. Zaman zaman sizin biriminiz Rektörlük Basın ve Halka İlişkiler Müdürlüğü’ne yönlendiriyoruz. Çünkü biriminiz çok aktif çalışıyor ve öğrencilerimizin öğrenecekleri pek çok şey var. Bunun dışında İstanbul’da yaşayıp orada reklam ajansında staj yapanlar var. Yine bu alandaki önemli kurumlardan biri olan TRT’de ya da diğer özel kanallarda staj yapanlar var. Bu kurumlar öğrencilerimize mesleki anlamda çok şey kazandırıyor.

Fakülte olarak kamu veya özel sektörle işbirlikleriniz var mı?

İletişim alanında olduğumuz için tabii ki sektörden bağımsız olmamız düşünülemez. Kamu sektörü olsun özel sektör olsun pek çok konuda iş birliği ve iletişim halindeyiz. Antalya’nın başta Gazeteciler Cemiyeti olmak üzere basın yayın sektörüyle dirsek teması halindeyiz. Örnek olarak yakın zamanda Basın İlan Kurumu, Gazeteciler Cemiyeti ve İşkur iş birliği ile “Yeni Nesil Gazetecilik Eğitim ve İstihdam Programı” düzenledik. Bizim öğretim üyelerimizin de ders verdiği, çoğunluğunu bizim öğrencilerimizin oluşturduğu bu eğitimde yaklaşık 40 öğrenci İşkur’un maaşlarını ödemesiyle sektörde çalışmaya başladı. İsmini sayamayacağım pek çok özel sektör kurluluşuyla işbirliği yapıyoruz. Bunun dışında özel ya da kamu kurumlarından etkili iletişim, kişisel iletişim, beden dili gibi eğitim ve seminer talepleri geldiğinde fakülte olarak  karşılamaya çalışıyoruz. Ayrıca sektörden nitelikli eleman talepleri oluyor. Bize gelen her türlü talebi elimizden geldiğince karşılamaya çalışıyoruz.

İletişim Fakültesi mezunlarının iş bulma olanakları nasıl, sektörde bu konuda bir açık var mı?

Elbette her sektörde olduğu gibi iletişim sektöründe de iş konusunda bazı handikaplar var. Ancak tablo tamamen karamsar/olumsuz değil. İş bulma olanakları var, örneğin Ankara ya da İstanbul’a giderek özellikle medya alanında tutunan öğrencilerimiz çok, RTS bölümünden mezun olan öğrencilerimiz radyoda, televizyonlarda, yine Halkla İlişkiler mezunu olanlar  öğrencilerimiz reklamcılık sektöründe istihdam alanı bulabiliyorlar. Son zamanlarda gözde olan sosyal medya yönetimine ilişkin ajanslar bulunuyor. İletişim teknolojinin ilerlemesiyle sektör artık dijitale kayıyor. Biz de öğrencilerimize kendilerini dijital basın, dijital ileşitim alanlarında geliştirmelerini öneriyoruz. Bunun yanında İletişim Fakültesi’nden mezun olan öğrencilerin önemli bir kısmı proje üreterek ya da atölyelerde iş çıkartarak kendilerine bir alan açma şansı yakalıyor. Geçtiğimiz aylarda Reklamcılık Vakfı ve Yapı Kredi tarafından düzenlenen 1. Genç Kristal Yaratıcılık Yarışması’nda Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü öğrencilerimiz birinci oldu. Yine radyomuz 91.3 Üniversite FM Türkiye birinci oldu. Bu başarılar oldukça önemli ve bizim marka değerimizi arttırıyor aynı zamanda.

Öte yandan öğrencilerimizin istihdam alanları ilgili henüz bir bilgi bankası oluşturulamadı ne yazık ki. Bunları öğrencilerimizle birebir konuşmalarımızla öğreniyoruz, ancak yavaş yavaş bu süreç başlıyor. Geçen yıl eğitim öğretim sonunda ‘Mezunlarla Buluşuyoruz’ diye bir etkinlik düzenledik. Yine İLAD üzerinden İletişim Fakültesi mezunlarının akreditasyon süreci başladı. Bu tür etkinliklerde mezunlarla biraraya gelmek ya da istihdamlarına ilişkin raporlamanın yapılması mezunlarımızın sektörde nerelerde, nasıl istihdam edildiğini görmek açısından önemli.

Biraz önce de değindiniz, Akdeniz İletişim öğrencileri pek çok başarıya imza atıyor, ödül kazanıyor. Türkiye çapında İletişim Fakülteleriyle karşılaştırdığımızda Akdeniz İletişim’in konumu, farkı nedir?

Bu alanda Türkiye’de yaklaşık 70’e yakın fakülte var tabi bunların tamamı İleşitim Fakültesi değil. İletişim bölümleri bazen Sanat ve Tasarım Fakülteleri içinde ya da Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi içinde yer alabiliyor. Bu fakülteler içinde baktığımızda Türkiye’nin en çok tercih edilen İletişim Fakültelerinden biriyiz. İlk 4 ya da 5. sıradayız. İlk 3’te kim var diye bakarsak İstanbul Üniversitesi, Marmara Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi’ndeki İletişim Fakülteleri çok eski fakülteler, diğer bir boyutta da İstanbul medyanın merkezi, Ankara Türkiye’nin nabzının attığı yer dolayısıyla bu şehirlerin tercih olarak ilk 3’te yer alması oldukça normal. Bunun yanında biz daha az sayıda akademik kadroyla daha nitelikli işler çıkaran başarılı bir fakülteyiz. Bu sebeple Akdeniz İletişim olarak oldukça önemli bir konumda olduğumuzu söyleyebilirim.

İnternet artık hemen her yaştan kişinin kullandığı/ulaşabildiği bir ortam. Özellikle sosyal medya kullanımı oldukça yaygın. Bu konuda gençler, aileler nelere dikkat etmeli? Doğru internet kullanımı için bir eğitim var mı?

İnteraktif iletişime olanak sağlayan internet ya da yeni medya her bireyin kendisine ait bir televizyonunun, gazetesinin, radyosunun olduğu bir alan. Farklı görüşleri, düşünceleri barındıran ve bunu yaymaya imkan sağlayan bir alan. Ancak bu çok ciddi bilgi kirliliğine, dezenformasyona ve kaosa da zemin hazırlıyor. Biraz yetenekli olan bir kişi bir fotoğrafın üzerinde oynama yaparak sosyal medyadan servis ettiğinde buna inanan yüzlerce, binlerce insan olduğunu hepimiz sıklıkla görüyoruz. Aslında baktığınızda kontrolsüz bir mekanizma, kontrol yasal olarak sağlanabilir mi derseniz, bu da çok kolay bir şey değil, yapmaya çalıştığınızda sansür uygulamakla itham edilirsiniz. Bunun için sosyal medyanın kullanımına yönelik ilköğretimden itibaren Medya Okuryazarlığı dersine ihtiyaç var. Medya Okuryazarlığı derken sadece sosyal medyayla sınırlı değil, bugün pek çocuk bilgisayar başına oturduğu zaman oyun oynuyor, farklı içeriklere ulaşabiliyor. Anne babaların saatlerce birebir kontrolü çok mümkün değil. Oralarda neyle karşılaşacağını bilemeyiz. Mavi balinadan  sonra momo tehlikesi ortaya çıktı. Bunun gibi internette özellikle çocuklar için pek çok riskler mevcut. Bu sorunu neyi, nasıl izlemeliyiz ya da medya içeriklerini nasıl okumalıyızın cevabını veren düzenli bir Medya Okuryazarlığı eğitimi ile çözebiliriz ancak.

Sosyal medyanın avantajları kadar dezavantajları da mevcut? Toplum olarak sosyal medyayı doğru kullanabiliyor muyuz?

Ben doğru kullandığımız kaanatinde değilim. Yapılan  bir araştırmaya göre günde yaklaşık 7 saate kadar sosyal medya kullandığımız ortaya çıktı. Bunu da enformasyon amaçlı değil daha çok magazinel boyutlarda, başkalarının hayatlarını incelemek için yahut popüler kültür dediğimiz aslında bireye çok fazla bir şey katmayan, dedikodu, cinsellik, şiddetten beslenen ve insanın vaktini boşa geçirmesine neden olan alanlarda kullanıyoruz. Görsel ağırlıklı beslenmeye alışmış beyinlerimiz uzun metinleri okumaktan kaçıyor, düşünme zahmetine katlanmamak için kendisine hazır olarak sunulan görüntüleri izlemek kolayına gidiyor. Bu da sosyal medya konusunda toplumumuzun saat olarak uzun sürelerde kullanmasına karşın içerik olarak nitelik olarak çok gerilerde olduğunu gösteriyor.

Sosyal medya herkesin görüşünü paylaşması için kuşkusuz önemli bir mecra ancak bazen sınırlar aşılıyor. Duyarlılık, eleştiri, mahremiyet gibi konularda ölçü ne olmalı?

Şüphesiz sosyal medya herkesin görüşünü paylaşabilmesi için önemli bir mecra. İyiniyetli ve nitelikli içerik üretildiğinde toplumun bilgi ve bilinç düzeyini arttırabileceğimiz en etkili yol. Ancak maalesef bu mecrada pek çok konuda sınırlar aşılıyor. Kişisel haklar, mahremiyet konuları, kişi hak ve hürriyetlerine saldırılarıları gibi konularda yasa koyucunun zaman zaman düzenleme yapmak ya da sınır koymak zorunda kaldığı durumlar oluyor. Ya da sosyal medyada çok yaygın olan linç kültürü, bizim bu konuda yaptığımız çalışmalarımız var. Daha önce yaptığımız bir çalışmada sadece sosyal medya da değil internet medyasında online gazetelerde çıkan haberlerde okur yorumlarına baktığınızda çok insani bir konunun altına bile hakaret/küfür edebilen insanlar grubu var. İnanılmaz bir tahümmülsüzluk var ve bu sosyal medyayla daha da açığa çıktı aslında. Sosyal medya insanların içindeki bu kötülüğü ortaya çıkaran bir turnusol kağıdı işlevi görüyor aslında.

Geleceğin iletişimcileri öğrencilere önerileriniz var mı?

Bu konuda tüm öğrencilere bir şeyler söylemek isterim. Her yıl birinci sınıflarda ilk dersim biraz sohbet niteliğinde geçer; öğrencilerimizin ufkunu açmak, üniversite öğrencisi olmanın onlarda yansımalarını test etmek ve bir farkındalık oluşturmak için bir konuşma yapıyorum.

Türkiye genç nüfusunun çok yoğun olduğu yaşlı nüfusunun görece daha az olduğu  bir ülke. Batı Avrupa ile karşılaştırdığımız zaman bu bizim için büyük bir zenginlik. Ancak bu aynı zamanda bir dezavantaj da getiriyor. Sektör sizlerden birini istihdam edeceği zaman en iyinizi seçiyor. Bugün üniversite bitirmek tek başına bir şey ifade etmiyor ne yazık ki, en iyisi olmak gerekiyor. Yüksek lisansa ve doktoraya başvuran sayısı her geçen gün artıyor. Ancak biraz önce de bahsettiğim gibi öğrencilerimizin geleceği karanlık değil yeter ki  kendilerine yatırım yapmayı bilsinler. Vasat bir şekilde mezun olunduğunda ne yazık ki o kapılar çok kolay aralanmıyor ama kendisini geliştiren, dürüst, çalışkan, her şeyi öğrenmek için çaba sarfeden bir öğrencinin iş bulamayacağını düşünmüyorum. Voltaire’nin bir sözü var; “Dünyada başkalarının deneyimlerinden yararlanmamış akıllı insan var mıdır?” Başkalarının akıllarından deneyim sahibi insanların tecrübelerinden yararlanarak kendinizi geliştirdiğinizde ve bu doğrultuda koyduğunuz hedeflere muhakkak ulaşıyorsunuz. Tavsiyelerim hep bu yönde.

Son olarak sizin eklemek istedğiniz bir şey var mı?

Son olarak, biz fakültenin gelişmesi, öğrencilerimizin sektörde iş bulabilmesi için tüm iyiniyetimiz ve insanüstü gayretimizle çalışıyoruz. Tüm öğrencilere kapımız her zaman açık. Özellikle eğitim-öğretim konusunda öğrencilerimizin bizden beklentileri ne ise dile getirdiğinde yasalar ve yönetmelikler çerçevesinde yapmaya çalışıyoruz. Hakikaten burada az sayıda akademik ve idari personel ile özverili bir şekilde çalışıyoruz. Devletimizin imkanları belli. Yeni bir fakülte binamız var. Tabi fakülte olarak sadece İletişim öğrencileri değil burada yaklaşık 10 bin öğrenci ağırlıyoruz. Enformatik Bölümü, Mühendislik Fakültesi, Uygulama Bilimler Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi, İİBF öğrencileri de bizim fakültemiz dersliklerini kullanıyor. Bu kadar yoğun bir akışı olan fakültemizi daha nasıl güzelleştiririz, kaliteyi daha nasıl arttırabiliriz gayretindeyiz. Bu bağlamda konferans, seminer, kongre sempozyum gibi çeşitli etkinliklerle akademik bakış açısını daha da zenginleştirmek için çabalıyoruz. Sağolsun Rektör Hocamız da tüm taleplerimizi karşılıyor, her türlü desteği sağlıyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

EN ÇOK OKUNANLAR