15 Aralık 2019, Pazar

Mezuniyet Kapıda mı?

Henüz mezun olmadan çevremiz ve toplum tarafından katılmakta olduğumuz “işsizler ordusu” diye bir kavram var. Burada yer almayı daimi bir üyelik gibi kabul etmeden, en azından şimdilik, sağlıklı bir insanın durumu elverdikçe zaten çalışacağı gerçeği ve varsayımı ile başlayan iş hayatı öncesi bu dönemi aslında önemli bir prova olarak algılamamız da mümkün.

Üniversite sürecinde aldığımız yol her ne ise artık bambaşka bir yola mevcut bavulumuz ile çıkıyoruz, yeni bir hayata yelken açmamızın tam zamanı. Bavulumuzu iç/dış demeden istediğimiz gibi yenileyebiliriz.

Bir önceki yıl staj yaptığımız yer, Üniversite yaşantımız boyunca (dilerim) oldu ise çalıştığımız yerler, tanıştığımız kişiler, kariyer fuarlarında topladığımız kartvizitler, gönüllü şekilde yer aldığımız sivil toplum kuruluşları, Üniversite kulüplerinden tanıdıklarımız, büyüklerimiz, akademisyenlerimiz, kısacası bize yarar sağlayabilecek tüm çevremize, hatta “unuttum” demeden telefon rehberimizden tarayıp onlarla tek tek iletişime geçebiliriz. Utanmaya, sıkılmaya, özgüvensizlik hissine kapılmaya meydan vermeden, candan bir “merhaba” ile, umutlu bir bekleyiş ve heyecanımızı yansıtarak çalalım kapıları derim, “ben hazırım” diyelim.

Hepimizin hikayesi, yolculuğu farklı olsa da ortak bir şekilde; hissiyatlarımız, kararlarımız, yeteneklerimiz, deneyimlerimiz ama diğer yandan deneyimsizliklerimiz, etrafımızda “iyi ki” dediğimiz insanlarla olan görüş alışverişlerimiz, yol boyu bizim elimizden hep tutacak.

Kapı açılmadı mı? Bir gün sonra yine, haftaya yine, önemli olan hiç yılmadan mücadelemize devam etmek! Bu esnada kişisel gelişimimize katkı sunabilecek ne varsa denemek, denemek, denemek. Tek bir günlük bir fuarda, bir haftalık bir kongrede, hangi bölümden mezun olsak da çalışmak ve çalışmak. Oralarda da iletişimimizi güçlendirip sürdürmek, kaybolmasını arzu etmediğimiz en değerli eşyamızdan bile kıymetli ve daimi ihtiyacımız.

Yüksek lisans, devlet sınavları, yurtdışı imkanları, askerlik, geçici süreliğine proje bazlı çalışmalar gibi araç/amaçlar ile yapacak olduğumuz işimize doğru köprüyü kurabiliriz. “Hangisi?” sorusunu tek başımıza yanıtlayamıyorsak güvenli limanlarımıza uğrayabilir, onlarla birlikte karar verebiliriz.

Kariyer sitelerinde başvurduğumuz bir ilan için haber gelmese bile mümkünse elden CV ulaştırabilir, istekliliğimizi doğru bir üslupla ifade edecek yollar bulabilir, kapıdan kovulsak da gerekirse bacadan girmeyi bile deneyebiliriz.

İlanlarda aranan yetkinliklere henüz sahip değilsek Belediyelerin ücretsiz kurslarına, Üniversitelerde ilgili alanda eğitim veren akademisyenlerimize, günümüzün en kapsamlı kanallarından internette ücretsiz öğrenme sitelerine başvurabiliriz.

“Harekette bereket vardır”, “en kötü karar bile kararsızlıktan iyidir” sözleri mezuniyet sonrası ilk günlerimizin en doğru alarmları diye düşünmekteyim.

Herhangi bir görüşmeye gidip mülakat deneyimi yaşamak, olumsuz geçtiyse de küsmemek, negatif duygularla kendimizi ve etrafımızı kuşatmamak, varsa hatamızdan ders çıkarıp ilerlemek, hiç çağrılmıyorsak piyasa ve sektör şartlarını gözden geçirmek, başka alanlarda deneyim sahibi olmaya çalışmak, kesinlikle hiç ama hiç vazgeçmemek, kendimizi sürekli gelişime adamak anahtar çıkış noktalarımız.

Normal şartlarda işe girdikten sonraki hayatımız daha uzun süreli olacağı için sık yaşanan örneklerden hareketle; “hele bir işe gireyim de sonrasına bakarız” diyecek kadar rahat olmamak ile “bu işlerin hiçbirisi bana göre değil” veya “bu kadar az maaşa beni nasıl layık görebilirler ki?” dediğimiz aşırı özgüvenli duruş arasında kendimize dengeli bir yer işaretlemek de ayrıca gerekli görünüyor.

Öte yandan ve tüm konuştuklarımızın ötesinde, kendi kuracağımız iş, ortaklıklar ile yol alacağımız bir girişimcilik mi var kafamızda? İyi bir fikre ve yeni işlere dünyanın çok fazla ihtiyacı var.

Ya kendi markamızla değer katalım hayata ya da kendimiz marka olalım bulunduğumuz yerde.

“Gerçekçi iyimserlik” kazandırır bizlere. Bu yaklaşım ile; tüm dileklerim sizlerin şimdiden ışıldayan günleri için! Yağmura ve fırtınaya hazırlıklı, güneşi içimizden hiç eksiltmeden…

Ve dilerim, çok göreceli bir kavram olan “başarı”yı bekleyip mutlu olmaya çalışmakla değil, ne yapıyorsak, her sürecinde mutlu olmayı bilerek geçsin “bugünler” ve gelsin “o günler”!

Saygı ve sevgilerimle,

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz