Probiyotikler

    Prof. Dr. Ahmet KÜÇÜKÇETİN
    Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi
    0

    Yunanca “yaşam için” anlamına gelen probiyotik kelimesi, geçen uzun zaman boyunca farklı anlamlarda kullanılmıştır. Günümüzde Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından probiyotikler; yeterli miktarda alındığında konakçı üzerinde sağlığa yararlı etkiler sağlayan canlı mikroorganizmalar olarak tanımlanmaktadır. 20. yüzyılın başlarında Rus bilim adamı Metchnikoff, Bulgar köylülerinin sağlıklı ve uzun ömürlü olmalarını yoğurt yiyerek aldıkları laktik asit bakterilerine bağlamış ve faydalı mikroorganizmalara dikkat çekerek ilk kez probiyotik kavramını öne sürmüştür. Bilimsel olarak bu mikroorganizmaların tanımlanması ancak yirminci yüzyılın başlarında mümkün olmuştur.

    Bir mikroorganizmanın probiyotik olarak kabul edilebilmesi için öncelikle şu şartları taşıması gerekmektedir.

    • Güvenilir olmalı, insan ve hayvanda yan etki oluşturmamalıdır.
    • Sağlıklı insan bağırsağı orijinli olmalıdır.
    • Kanserojenik ve patojenik bakterilere antagonistik etki göstermelidir.
    • Antimikrobiyal maddeler üretmelidir.
    • Konakçıda hastalıklara direnç gibi yararlı etkiler oluşturabilmelidir.
    • Antibiyotiklere dirençli olmalıdır. Bazı hastalıklarda bağırsak mikroflorasını düzenlemek amacı ile antibiyotik kullanılabileceğinden, bağırsaktaki antibiyotiklerden etkilenmemelidir.
    • Üretiminde kullanılan gıdanın üretim ve depolama süresince canlılığını ve aktivitesini koruyabilmelidir.
    • Probiyotik mikroorganizmalar patojenik olmamalı ve toksin üretmemelidir. Çok suşlu preparatların hazırlanmasına uygun olmalıdır.
    • Probiyotik üretiminde kullanılan suşlar aktarılabilir antibiyotik direnç genleri içermemelidir.
    • Stabil olmalıdır. Düşük pH ve safra tuzları gibi olumsuz çevre koşullarından etkilenmeden bağırsakta metabolize olabilmelidir.
    • Bağırsak hücrelerine tutunabilmeli ve ince bağırsakta kolonize olabilmelidir
    •  Sağlığı destekleyici olduğuna dair açık ve net kanıtlar olmalıdır.

    Probiyotik mikroorganizmalar insan sağlığına, laktoz intolerans ile kabızlık semptomlarını hafifleterek, çeşitli tip diyareleri önleyerek, immün sistemin uyarılmasını sağlayarak, kolesterolü düşürerek kalp damar hastalıklarını engelleyerek ve antitümör ile antikanserojen etkiler göstererek katkıda bulunmaktadır. Sağlıklı bir yaşam sürmek, vücut direncini arttırmak, intestinal düzensizliklerle ve hastalıklarla mücadele etmek için probiyotik mikroorganizmaları içeren ürünlerin tüketimi önerilmektedir.

    Probiyotik ürünlerden beklenen yararların sağlanabilmesi, içerdikleri probiyotik mikroorganizmaların büyük ölçüde canlılıklarını korumasına ve bağırsak hücrelerine tutunarak kolonize olmasına bağlıdır. Bu durum, probiyotik ürünlerin özellikle patojen bakteriler üzerindeki etkileri açısından önemlidir. Probiyotiklerin ürünlerde raf ömrü sonuna kadar en az 106-108 kob/g düzeyinde bulunması gerektiği belirtilmektedir.

    Probiyotik mikroorganizmaların canlılığını geliştirmek, probiyotik ürünlerin sağlığa faydalı etkilerini ve kalitelerini arttırmak için ülkemizde ve dünyada çalışmalar artarak devam etmektedir.

    Firuze ERGİN, Ahmet KÜÇÜKÇETİN
    Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü, Antalya

    CEVAP VER

    Please enter your comment!
    Please enter your name here