8 Ağustos 2020, Cumartesi

Sıfır Atık Topluluğu Akademik Danışmanı Doç. Dr. Betül Ünal ile Söyleşi

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi ve Sıfır Atık Topluluğu Akademik Danışmanı Doç. Dr. Betül Ünal ile çevre üzerine söyleşi gerçekleştirdik.

  • Sıfır Atık Projesi Nedir?

Cumhurbaşkanlığımız himayelerinde gerçekleştirilen, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülen Sıfır Atık Projesi; israfın önlenmesini, kaynakların daha verimli kullanılmasını, atık oluşum sebeplerinin gözden geçirilerek atık oluşumunun engellenmesini veya minimize edilmesini, atığın oluşması durumunda ise kaynağında ayrıştırılarak geri kazanımının sağlanmasını kapsayan atık yönetim felsefesine sahip bir projedir.

  • Bu projenin önemi nedir?

Sıfır Atık Projesi aslında yeni bir yaşam kültürü oluşturmayı hedefleyen çevre seferberliğidir. Toplumun her kesimine hitap eden bu harekete herkesin katkı sağlaması mümkün.

Dünyada nüfusundaki hızlı artış, sanayileşme, şehirleşme, teknolojik gelişmeler ve tüketim alışkanlıklarında farklılaşma atık miktarının artışına sebep olmuştur. Atık miktarının artışına sebep olan bu değişim başta doğal kaynakların tükenmesi, iklim değişikliği, hava, su ve toprak kirliliği olmak üzere maalesef birçok soruna neden olarak tüm canlıları tehdit edecek boyutlara ulaşmıştır. Ne yazık ki çoğumuz bu risklerin farkında bile değiliz. Örneğin karbon ayak izi nedir bilmiyoruz, aslında her bireye ait karbon ayak izi var. Küresel ısınma, iklim değişikliği ve doğal hayatın tehlikeye düşmesini önlemek amacıyla her bireyin karbon ayak izini azaltması gerekiyor. Bu konuda bilinçlenmeliyiz.

  • Üniversitemizde proje kapsamında neler yapılıyor?

Üniversitemizde hem yönetimsel anlamda proje kapsamında çalışmalar yürütülmekte hem de akademik danışmanı olduğum “Sıfır Atık Topluluğu” çatısı altında farkındalık faaliyetleri gerçekleştirilmekte. Ben de tüm çalışmalarda elimden geldiğince destek olmaya çalışıyorum. Çevre bilinci yüksek gençlerle birlikte olmak ve beraber yaşanabilir temiz bir dünya için çalışmaktan büyük mutluluk duyuyorum ve bu anlamda geleceğe umutla bakmamı sağlıyorlar.

  • 4-Karbon ayak izi nedir? Nasıl azaltılır?

Karbon ayak izi, üretilen sera gazı miktarı açısından insan faaliyetlerinin doğaya verdiği zararın ölçüsüdür. Bilindiği gibi sera gazları atmosferde en çok ısı tutma özelliğine sahip gazlardır.

Aslında alışkanlıklarımızda yapacağımız ufak değişiklikler yeterli; yenilenebilir enerji kaynakları tercih etmek, güneşten yeterince faydalanabilmek, Mümkün olduğunca toplu taşıma araçlarını tercih etmek, enerji tasarrufu yapmak. Bunu evdeki ampulleri ekolojik olanlarıyla değiştirerek, ısı yalıtımına dikkat ederek, elektrikli ev aletlerini doğru kullanarak yapabiliriz, işlenmemiş yiyecekler tercih etmek, mümkünse evde hazırlanmış taze gıdaları tercih etmek, tek kullanımlık plastikleri hayatımızdan çıkarmak, daha az tüketmek ve ihtiyacımızdan fazlasını almamak gibi sıralanabilir.

  • 6-Tek kullanımlık plastik kullanımını nasıl azaltabiliriz?

Bireysel olarak yapacağımız basit değişikliklerle; plastik su şişelerinden vazgeçip cam veya metal matara kullanabiliriz, depozitolu damacana su tercih edilebilir veya su arıtma sistemi kullanılabilir, Market alışverişe giderken bez torbalar kullanılabilir, plastik pipet, kaşık, çatal ve bıçaklardan vazgeçilebilir.

  • 7- Sıfır Atık konusunda bireysel olarak nelere dikkat ediyorsunuz?

Bugün sahip olduğumuz doğal mirası gelecek nesillere aktarabilme çabasında olan biri olarak tek kullanımlık plastikleri hemen hemen hiç kullanmıyorum. Çevremdeki insanları da bilinçlendirip toplumsal bilinç yaratmaya çalışıyorum.

Dünyayı biz mi kurtaracağız? gibi bir soru akla gelebilir ancak “Damlaya damlaya göl olur.” mantığıyla, sevgi ve iyilik damlalarımızın yuvamız olan dünyamızı kurtaracağını ümit ediyoruz. Kurtaramazsak bile bu yolda olmanın gururunu yaşıyoruz.

  • 8-Nasıl tüketen değil üreten olabiliriz?

Öncelikli olarak kişi kendinden yola çıkmalı diye düşünüyorum. Biraz önce de bahsettiğim konular çerçevesinde bireysel olarak daha az tüketime yönelmeliyiz. Üreten olma kısmına gelince bu konuda özellikle yöneticilere büyük sorumluluk düşüyor. Kaynakların azlığını idrak edip sürdürebilirliği arttırıcı politikalar yürütebilir. Kendi öz kaynaklarımızı en iyi şekilde değerlendirip, potansiyelimizi en iyi şekilde kullanarak kendi kendimize yeten ülke haline gelmemiz gerekiyor. Bu konuda dönüştürücü kurumlardan birisi de üniversitelerdir. Üniversitede üretilen bilim ve teknolojinin yanında gelecek nesillere aşılanan bilinç ile ülke olarak gelişmiş, üreten ve kendine yeten bir ülke olabiliriz diye düşünüyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

EN ÇOK OKUNANLAR