4 Haziran 2020, Perşembe

Tarım Ürünlerine Üst ve Alt Fiyat Sınırlaması Gelmeli mi?

Koronavirüslü günlerimizde en fazla duyduğumuz ve okuduğumuz, yeni bir dünya düzenin kurulacağı ve hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı ifadeleri oldu. Gözle görülemeyen virüs, bütün dünyanın başına bela olup, yaşanmamış ancak yaşanması muhtemel senaryoları konuşturmaya devam ettiriyor.

En çok konuşulanların, yazılanların, iddia edilenlerin, varsayımda bulunulanların başında tarım geliyor. Yaşanılan 5-6 aylık salgın süreci tarımın önemini bizlere bizzat öğretti.

Yaşanması muhtemel gıda sorunlarına karşı tarımın içinden ve dışından birçok tedbir önerileri geliyor. Gıdada tedarik zincirinin kopmasına karşı önlem alınması, çiftçilerin doğru ve yeterince desteklenmesi, yerli tohumculuğun arz ettiği öneme binaen kendi çeşitlerimizin geliştirilmesi önerilerden sadece birkaçını oluşturuyor.

Tarım ve Orman Bakanlığımız bu konuda hemen önlemlere başlayıp, desteklemeleri açıklamaya başladı. Tohum destekleri ve ürün başına para destekleri peşi sıra açıklandı. Tarıma dair teşviklerin de devam edeceğini düşünüyorum.

Stratejik bir sektör olan tarımda, yurt dışına bağımlı olmadan kendi kendimize yetmemiz hususunda, Kasım 2019’da yapılan Tarım ve Orman Şurası’nda alınan kararlar oldukça önemli. Şura’nın sonuçlarında çiftçiyi ve tüketiciyi doğrudan etkileyecek yeni politikalar, yeni uygulamalarla üretimin artırılması, girdi maliyetlerinin düşürülmesi, üretimin planlaması, üreticiden tüketiciye ulaşan zincirin kısaltılması, güvenilir ve sağlıklı gıda üretimi, fiyat dalgalanmalarının azaltılarak gıda enflasyonunun düşürülmesi vurgulandı.

Tarımımızın toparlanması ve geleceğe emin adımlarla ilerleyebilmesi için üretim planlamasının şart olduğu herkesçe biliniyor. Piyasaya arz edilen ürünlere göre düzenlemeler ile yol almak çok zor.

Örneğin, Koronavirüs salgını nedeniyle bir anda rağbet gören turunçgiller son günlerinde çiftçiye para kazandırdı. Fiyatlar yükselince limon ihracatı durduruldu. Şimdi de satılamayan limonlar sorun olmaya başladı. Ne kadar üreteceğimiz ve ihtiyacımız olan belli olsa ihracatı da devam edebilirdi. Yani üretimin planlanması…

Sektörün önemli eksikliklerinden birisi de örgütlenme. Birlikler, kooperatifler ve benzeri modellerle üreticilerin ortak hareket etmesi gerektiği. Üreticilerin örgütlenmesi ve bu örgütlenmenin gelişmiş ülkelerdeki gibi olması durumunda hem çiftçi maliyetleri düşecektir, hem üretim kayıt altında olacaktır, hem de tüketici daha ucuza satın alabilecektir.

Şura’da öne çıkan başlıklardan birisi de sözleşmeli üretimdi. Çiftçilerin tarlasında, serasında yetiştireceği ürünü bir sözleşmeye bağlaması olayı. Yani üretici belli miktarda ürünü belli fiyat aralığından satma garantisi elde edecektir. Böyle olunca fiyatlarda dalgalanma sorunu çözülebilecektir. Böylece tüketicilere fiyatların daha ucuza ve daha standart ücretlerle yansıması söz konusu olacaktır.

Bahsettiğim birkaç konunun ve diğer sorunların çözülmesi kısa sürede olması zor görünüyor. Kovid-19 salgının ne zaman biteceği, bitip bitmeyeceği belli değil. Bundan dolayı belli planlamalar dahilinde bu gelişmelere hız verilirken, Devletimizin ilgili kurumlarının pazar fiyatlarına, yani tüketici fiyatlarına alt-üst sınır getirmesini öneriyorum. Tüketiciye yansıyan fiyatlar zaman zaman çok aşırı yükseliyor. Alım gücü düşüyor. Bazen de çok fiyatlar resmen dibe çakılıyor ve üretici zarar ediyor. Sözleşmeli üretimden bekleneni bu şekilde gerçekleştirebiliriz.

Üst fiyat önerisinden kastım maliyetine satış değil. Alt fiyattan kastım da maliyetin altında değil. Maliyetlerin ürün bazında çıkarılması ve belli kar ilaveleriyle satışının sağlanmasıdır. Bunu sağlarken girdi maliyetlerinin iyi denetlenmesi gerekiyor. Bazı üretim girdilerini bazı firmaların yok satarak arttırdığını biliyoruz. Özellikle döviz kurlarının yükseldiği dönemlerde artıp düşmeyen fiyatlar da cabası. Tohumdan, fideye, gübreden ilaca mutlaka piyasa fiyatları kontrol edilmelidir. Keyfiyetler ortadan kaldırılmalıdır. Keyfiyetlerin ülke ekonomisine olumsuz yansıması önlenmelidir.

Zaten tarım ürünlerindeki fiyat artışlarındaki aşırı yükselmelerin çiftçilere doğrudan yansımadığını da biliyoruz. Bundan dolayı tarladan sofraya kadar olan sürecin ve özellikle toptancı hal fiyatlarından sonraki aşamaların da kontrol edilmesi gerekiyor. Buradaki girdilerde de devletimizin yardımcı olması gerekiyor.

Tarım ürünlerindeki fahiş fiyatlar karşısında ithalata başvurup fiyatların düşürülmesi yoluna gidiliyor. Geçtiğimiz yıl bunun örneklerini gördük. Bazı kurumlarımız aracılığıyla tarladan çıkan fiyat ile tüketiciye satış yapılmaya çalışıldı. Sektörün işleyişi sekteye uğradı ve kan kaybeden kesim yine tarım oldu. Bunun yerine maliyetler çıkarıldıktan sonra üst sınır getirilmesi halinde tüketicilerimizin gıdaya ulaşma konusunda sorunlar yaşanmayacaktır. Alt sınır ile de üreticiler ümitsizliğe düşüp bitkilerini sökmeyecektir.

Tıpkı maske satışlarında olduğu gibi. Koronavirüse karşı kullanılması önerilen cerrahi maske fiyatlarında, fırsatçılara karşı, Devletimiz en sonunda üst fiyatı belirlemiş ve bu şekilde satışına izin vermiştir. İstenilirse yapılabilir. Tarım sektörünü ayakta tutmak için hep birlikte çalışmalıyız.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Doç. Dr. Halil DEMİR
Doç. Dr. Halil DEMİRhttp://www.demirhalil.com/
Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi, Elmalı Meslek Yüksekokulu Müdürü