Bütün tarımsal ürünlerde tarla fiyatı yani hasat edilmiş bir ürünün üreticiden çıkış fiyatı ile market reyonları, pazar tezgahları arasındaki fiyat farkı tartışma konusu olmaya devam ediyor. Açıkçası bu fark 5-6 yıl öncesi bu kadar da fazla değildi. Özellikle sebze ve meyvelerdeki farklılık her daim gündem oluyor.

Üretici fiyatı ile pazar-market fiyatları arasındaki aşırı farklılığın bir şekilde önüne geçilmesi gerekiyor. Örneğin, üreticiden teslim alınan domatesin nihai pazara ulaşana kadar birim fiyatı üzerine birçok masraf ekleniyor. Bu kaçınılmaz. Konuyu hemen bir örnek üzerinden irdeleyelim.

Üretici hasat ettiği domatesleri toptancı haline verdikten sonra, komisyoncu tüccara ya da pazarcılara satışı gerçekleştiriyor. Bu aşamadan sonra domates; işlenme, paketlenme, gideceğe olduğu yere ulaştırılma, tekrar toptancı haline girme ve oradan da tüketicilere sunulacak aracılara teslim aşmalarından geçiyor. Bu aşamaların hepsinde belirli bir maliyet ekleniyor. Üreticiden 1 TL’ye alınan domatesin fiyatı 5-8 TL’ye kadar çıkabiliyor.

Ürünün tüketiciye ulaşana kadar kat ettiği aşmalarda fiyatlar üzerinde aşırılıklar, suiistimaller, spekülasyonlar, fırsatçılık var mıdır? Olabilir…

Bunun bir şekilde kontrol edilmesi gerektiği, sistemin kendi kendisini kontrol etmesi gerektiği değişik açıklamalarda belirtiliyor. Ama nasıl yapılacak?

Devletin seracılık ve benzeri tarımsal üretimlere girmesinin sorunu çözeceğini düşünmüyorum. Tarım sektörünün mevcut işleyişini iyice anlamadan toptancı hallerini kapatıp yeni bir yapıya geçilmesinin de sorunu çözeceğini düşünmüyorum. Hatta bu tür değişimler işleyen sistemi bozabilir…

“3. Tarım Şurası Türk Tarımına Hayat Vermelidir.” başlıklı yazımda birçok konuya değinmiştim. Onlardan birisi de üretici örgütlenmesidir. O yazıda “Üretici birlikleri işlevsel hale gelmeli, bu konudaki mevzuat revize edilmelidir. Birlikler ticaret yapabilmelidir. Birliklerin faaliyete girmesiyle girdiler ucuzlar ve tüketiciler ucuz sebze tüketebilirler. Üretici birliklerinde gerçek üreticiler mutlaka olmalıdır.” demiştim.

Üretici birlikleri konusunda neden duyarsızız? Bu sorunu ülke olarak mutlaka çözmeliyiz. Bunu çözersek tarım sektörüne yeni bir ivme kazandırılacaktır.

Çiftçilerimizin aslında ortak hareket etme isteği günümüzün kaçınılmazı sosyal medya araçlarından görülebilir. Facebook’ta birçok üretici grubu ile karşılaşıyoruz. Yaşlısı, genci, mühendisi, teknikeri, çalışanı birçok kesimden insanımız akıllı telefonlar ile bu gruplarda yer alıyorlar.

“Türkiye Çiftçi Birliği” grubunun yaklaşık 46 bin üyesi bulunuyor. “Doğu Akdeniz Sera Üreticileri Birliği”nde binin üzerinde kişi yer alıyor. Akdeniz Çiftçi Grubu” nun 114 bin üyesi var. Çiftçi Destek Grubu nun ise 179 bin üyesi mevcut.

Çiftçilerimizin bu grupların yöneticileri aracılığıyla artık piyasaya tepki verdiklerini görüyoruz. Örneğin bugün fiyatları düşürmüşler, domatesleri toplamayalım mesajlarını okuyoruz. Benzer içerikli değişik videolar yayınlıyorlar. Geçtiğimiz günlerde Elmalı ve Çavdır-Söğüt toptancı hallerindeki üretici tepkilerini, hallerin ulaşıma kapatılmasında bu gruplardan yapılan paylaşımların da etkili olduğunu görüyoruz.

Facebook gruplarından üreticiler yetiştiricilik konusunda sorunlarını da paylaşıyorlar, ne kadar alanda hangi sebze fidesi dikilmiş onu da paylaşıyorlar. Farklı tarımsal girdilerin tanıtımı da yapılıyor, talep de ediyorlar.

Aslında çiftçilerimizin Facebook’taki paylaşımları üretici birlikleri kanun ve yönetmeliklerinde düzenlenmesi öngörülen faaliyetlerin birçoğu diyebiliriz. Mevzuatlarımızda birçok konu yer alıyor, ancak küçük bazı değişimlere de ihtiyaç var.

Kumluca’da 40 bin dekar parçalı işletme büyüklüğüne sahip sera varlığına ulaşılmışken, aynı alanda sadece bir üretici birliği düşünülebilir mi? Bu kişiler bir araya gelip toplantı bile yapamazlar.

Üretici birlikleri pazara kadar kendi ürünlerini ulaştırabilirlerse tarım ürünleri iki ayrı toptancı haline girmeyecektir. Ürünlerinin alıcısını kendileri bulurlarsa gereksiz birçok maliyetten kurtulacaklardır. Birlikte hareket edebilen üreticiler girdi temininde avantaj sağlayacaklar ve üretim maliyetini düşüreceklerdir.

Hep birlikte sosyal medyada birliklerini kuran üreticilere yardımcı olalım, gerekirse onları biraz da zorlayalım ve aktif üretici birliklerine sahip olalım.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here